Görünürlük
Kampanyayı bir reklam serisi olarak kurmayız. Önce markanın kime konuştuğunu, o kişinin nerede zaman geçirdiğini ve bu işten ne beklediğini okuruz. Bütçe ancak bu okumadan sonra bir yere bağlanır.
Kısa süre görünüp kaybolan bir kampanya, markaya hatırlanan bir şey bırakmaz. Biz süreyi uzatmak için değil, doğru kişide bir karşılık bırakmak için çalışırız. Hangi kanalın işe yaradığı, hangisinin yalnızca bütçe tuttuğu ve hangisinin markanın söylemediği bir şeyi öne çıkardığı açık kalır. Rapor, yayın bittikten sonra çekmeceye girmez. Bir sonraki karar, bu tablonun üstüne yazılır. Böylece her yeni kampanya sıfırdan tahmin yürütmek zorunda kalmaz.
Hedefi, süregelen yayını ve kitlenin gerçekten durduğu yeri çıkarırız. Eldeki işin ne söylediğine, neyi tekrar ettiğine ve nerede dağıldığına bakarız. Büyük bir vaatle başlamayız. Önce markanın bugün ne kadar net göründüğünü koyarız, sonra eksilen yeri seçeriz. Bu tablo olmadan açılan kampanya, doğru cümleyi yanlış kişiye götürür.
Mesaj, teklif ve kanal aynı cümleye bakar. Dağıtılan bütçe, markanın ağzından çıkmayacak bir iddiayı büyütmez. Her mecrada aynı dosyayı küçültüp bırakmayız. Ölçü değişir, söylenen şey değişmez. Kampanya boyunca neyin deneneceği ve neyin hiç denenmeyeceği baştan yazılıdır.
Ne çalıştı, ne durdu, bunu rakamla ve örnekle anlatırız. Beğeni tek başına bir sonuç sayılmaz. İşe yaramayan kapanır, işe yarayan büyütülür, ikisi de gerekçesiyle durur. Marka, bir sonraki ay neye devam edeceğini tahmin etmek zorunda kalmaz. Karar, yayının içinde birikir.
Bu iş için konuşalım.
İletişime geç